İçeriğe atla

Okuma süresi: 8dk/

Pride Neden Hiçbir Zaman Sadece Bir Kutlama Olmadı?

Her zafer kutlamayı hak eder. Ama o zaferi mümkün kılan her adım, o güne kadar yazılan tarih kadar önemlidir. 

Haziran geldiğinde gökkuşakları sadece gökyüzünde değil, aramızda da görünmeye başlıyor. Sokaklarda, mağaza vitrinlerinde, sosyal medya akışlarında, şehir meydanlarında... Bir ay boyunca çoğalan bu renklerin coşkulu havası, Pride’ın çoğu zaman yalnızca bir kutlama olarak hatırlanmasına sebep oluyor. 

Oysa Pride’ın tarihi, kutlamayla başlamadı.

İlk yürüyüşlerden önce polis baskınları vardı. İlk bayraktan önce görünmez bırakılan ve bir başına hisseden insanlar vardı. Bir araya gelmenin bile risk taşıdığı yıllarda, insanlar birbirlerini bulmanın yollarını arıyordu.

Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın katıldığı Pride etkinlikleri, tek bir olayın değil; onlarca yıl boyunca farklı ülkelerde, farklı biçimlerde verilen mücadelelerin sonucu. Bir yerde sokakta yürümek, başka bir yerde bir dergi çıkarmak, hatta yalnızca adını söyleyebilmek bile hareketin parçası. Ve her dönem, kendine başka bir ifade biçimi buldu.

Kendini İfade Etme Yolu Olarak Hareket

İnsan bazen kendini önce başkasında tanır.

Dışarıda gördüğü küçük bir ayrıntı, yıllardır adını koyamadığı bir hissin adı olur. Dili olur, kendine duyurmak istediğin şeyleri söyler. Bir cümle, bir kitap, bir film, sokakta yürüyen biri…  Ve bazen de bir bayrak.

İlk gökkuşağı bayrağı, insanların ortak bir kimlik etrafında buluşmasını sağlayacak bir sembol yaratma isteğinden, 1978’de tasarlandı. Tasarımcı ve aktivist Gilbert Baker tıpkı diğer ülke bayrakları gibi, insanları bir araya getirecek bir sembol yaratmak, her renge farklı bir anlam vermek istiyordu. Tüm bu renklerin ortaya çıkışı da eşsiz olan hiçbir şeyi tek bir rengin içine sıkıştırılamayacağını düşünmesindendi. 

İlk kez 25 Haziran 1978'de San Francisco Gay and Lesbian Freedom Day Parade'de dalgalanan bayrak, kısa sürede yalnızca bir tasarım olmaktan çıktı. Amaçlandığı gibi, insanların birbirini uzaktan tanıyabildiği, ait hissedebildiği ve görünür olabildiği ortak bir dile dönüştü.

Bugün gökkuşağı bayrağını dünyanın hemen her yerinde görmek mümkün. Bir yürüyüşte, bir pencerede, bir ceketin yakasında ya da bir profil fotoğrafında. Her seferinde, her bir insan için bambaşka şeyleri ifade ediyor. Kimi için yıllardır bildiği bir kimliğin sembolü, bir başkası için ilk kez kendine sorduğu bir sorunun cevabı ya da yalnız olmadığını fark ettiği anı. 

Kendini ifade etmenin en iyi yolu, belki de en başta, kendini tanıyabilecek alanı bulmakla gerçekleşir. Yalnızca birkaç rengin yan yana gelmesiyle de açılabilir.

Yıllar içinde bayrak değişti. Yeni renkler eklendi, farklı kimlikler ve topluluklar daha görünür hale geldi. Ancak taşıdığı anlam hiç değişmedi: Bugün de onurun, topluluğun, çeşitliliğin ve her şeyden önce sevginin evrensel sembollerinden biri olmaya devam ediyor.


Bir Direniş Biçimi Olarak Hareket

İlk yürüyüşlerin amacı kutlamak değil; polis şiddetine, kriminalizasyona ve görünmez bırakılmaya karşı ses çıkarmaktı. Her şeyden önce, Pride'ın kökeninde protesto vardı.

1987'de Gezi Parkı'nda gerçekleştirilen açlık grevi, trans kadınların polis şiddetine ve sistematik baskıya karşı kamusal alanda gerçekleştirdiği ilk büyük eylemlerden biriydi. O eylemde sadece yaşanan adaletsizliklere itiraz etmediler, yıllardır yok sayılan bir topluluğun kamusal alandaki varlığını da görünür kıldılar.

Çünkü görünür olmanın başlı başına politik bir eylem olduğu dönemde, atılan her adım yeni bir hareket dalgası yaratır. 

Topluluk Olarak Hareket

Hareket tek başına başlasa bile, nadiren öyle kalır.

1993 yılında İstanbul'da düzenlenmesi planlanan Christopher Street Day etkinliği yetkililer tarafından yasaklandı. Aynı yıl Lambdaistanbul kuruldu. Bir yürüyüş gerçekleşemedi ama onların önüne çıkan engel, bir araya gelme arzusunun önüne geçemedi. Topluluk buluşmaları, kültürel etkinlikler, destek ağları ve daha güvenli alanlar ortaya çıktı. Hareketin yaşamaya devam ettiği yeni mekanlara dönüştü.

Bir hareketi ayakta tutan şeyin, yalnızca aynı gün aynı sokakta yürümekten ibaret olmadığı anlaşıldı ve tüm bu anlayış dönüşüme uğradı. Birbirini tanımayan insanların zamanla birbirine omuz verebilmesi, başkasının hikayesinde kendi mücadelesini de görebilmesiyle kıymetlidir. Dünyanın birçok yerinde Pride'ın büyümesini sağlayan da buydu. Yalnızca yıllık yürüyüşler değil; o yürüyüşler bittikten sonra da birbirini bırakmayan insanlar.

Hafıza Olarak Hareket

Her hareket kendi hafızasını oluşturur.

1994 yılında Kaos GL, Türkiye’nin en uzun soluklu LGBTQIA+ yayınlarından biri haline gelecek olan dergisini çıkarmaya başladı. Dergi, hikayeleri, tartışmaları, tanıklıkları ve gündelik deneyimleri belgeleyerek; aksi takdirde yok olabilecek bir tarihi korudu.

Başka yerlerde de queer arşivleri, bağımsız yayınlar ve AIDS Anma Yorganı gibi kolektif projeler aynı amaca hizmet etti. Çünkü unutulan mücadeleler çoğu zaman yeniden başlamak zorunda kalır. Belgelenmiş kayıtlar, o an geçtikten uzun süre sonra bile hareketleri hayatta tutan hafızadır. 

Bir Varoluş Şekli Olarak Hareket

Hareket olduğun yerde, hiç kıpırdamadan da gerçekleşebilir.

Sadece varlığın bile başlı başına politik bir eyleme dönüşebilir. Dönüşüyor da. 2001 yılında Kaos GL üyeleri Ankara'da, 2002'de ise Lambdaistanbul üyeleri İstanbul'da 1 Mayıs yürüyüşlerine kendi pankartlarıyla katıldı. Türkiye'de LGBTQIA+ hareketi, ilk kez kendi adıyla kitlesel bir emek yürüyüşünde görünür oluyordu.

Bu yürüyüşe katılmak yalnızca aynı kortejde yürümek değildi. Yıllardır görünmez bırakılan insanlar kamusal alanda yan yana buradayız, dediler. Çünkü görünür olmak, gözle görülmekten de öte; yok sayılamayacağını, silinemeyeceğini ve varlığından vazgeçmeyeceğini ilan etmektir. Bazen yalnızca var olmak bile başlı başına bir harekettir.

Yürüyüş Olarak Hareket

Yürümek, en sıradan hareket formlarından biri olabilse de etkisi, bu sıradanlığa kıyasla oldukça büyük bir yere sahip.

2003 yılında, İstanbul’un ilk Onur Yürüyüşü için yaklaşık otuz kişi bir araya geldi. Ne bir izinle ne de medya desteğiyle, yalnızca varlıklarını ortaya koyarak İstiklal Caddesi'nde yürüdü. Bu sayı, bugün yürüyüşe katılan yüzbinlerce kişi düşünülünce kulağa çok az geliyor olabilir. Oysaki oradaki insanlar hiçbir zaman sayıdan ibaret olmadı. Önemli olan birbirlerini görmeleriydi. 2003'te 30 kişinin yürümesi, 10' yıl sonraki yürüyüşün temelini oluşturdu. Birinin yürüyüşü, diğerine de o hareket gücünü verdi. 

Ve yürümek, bir yerden bir yere gitmekten ibaret sayılamayacak kadar güçlü bir eylem. Yıllarca ayrı yaşamış insanlar nihayet aynı caddeyi paylaştılar. Ve her Onur Yürüyüşü, ayak sesleriyle söylenen, toplu bir varlık melodisi haline geldi.

Bir Ses Çıkarma Yöntemi Olarak Hareket

Bir ses, tek başına da duyulur. Ama başka seslerle yan yana geldiğinde, yalnızca bir kişiye ait olmaktan çıkar.

2013 yılı, İstanbul Onur Yürüyüşü'nün tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri oldu. Gezi Parkı protestolarının ardından yaklaşık 100.000 kişinin katıldığı yürüyüş, yalnızca Türkiye'nin değil, o dönemde bölgenin de en büyük Pride etkinliklerinden birine dönüştü.

O gün aynı sokakta buluşan şey yalnızca insanlar değildi. Farklı mücadeleler de yan yana yürüyordu. Ve belki de ilk kez bu kadar görünür biçimde, özgürlüğün kimse için tek başına kazanılmadığı hissediliyordu.

Bir hareket büyüdükçe sesi de büyür. Ama o ses, yalnızca sloganlardan oluşmaz. Birbirini duyan insanların bıraktığı yankıyla çoğalır.

İstikrarlılık Olarak Hareket

Bugün dünyanın birçok ülkesinde Pride kutlanıyor.

Aynı zamanda birçok ülkede de hala yasaklanıyor, engelleniyor ya da baskıyla karşılaşıyor. Türkiye'de de 2015'ten bu yana Onur Yürüyüşleri sistematik olarak yasaklanmasına rağmen insanlar farklı biçimlerde bir araya gelmeye, üretmeye ve görünür olmaya devam ediyor. 

Yön, yöntem, zaman değişse de hareketin kendisi hep orada. Sokaktan hafızaya, hafızadan dayanışmaya, dayanışmadan yeniden sokağa dönüşür ve bu döngü, sonunda bir şeylerin kutlanabilmesini mümkün kılar. Hareket, yalnızca ilerlemekte değil, bütün yasak ve engellere rağmen devam edebilmekte ve en önemlisi, bunu birlikte yapabilmekte yatar.

Kaynakça: 

1) https://pridebyonestop.co.uk/blogs/pride/story-of-gilberts-pride-flag?srsltid=AfmBOoqhVrpZWlCiZ0YEDZGQYRmhD-KctqlAeAXpHE99j_MA9AtKRUom

2) https://yazhocam.com/one-cikanlar/yasamda-israr-stonewalldan-bugune-onur-yuruyuslerinin-hikayesi/

3) https://lambdaistanbul.org/tarihce/

4) https://kaosgl.org/haber/kaos-gl-23-yasinda

5) https://www.istanbulelsewhere.com/top-picks/scrollslowtuesday

6) https://www.cfr.org/articles/how-lgbtq-pride-went-global

7) https://kaosgl.org/haber/dunyanin-en-guzel-pride-i

8) https://kaosgl.org/en/single-news/may-day-of-ankara-lgbt-rights-are-union-rights

 

Sepet

Sepetiniz şu anda boş.

Alışverişe Başla

Seçenekler